Kriminalistik ve adli bilimler, hukukun sağlıklı işlemesini destekleyen en önemli alanlardan biridir. Suç olaylarının bilimsel yöntemlerle çözüme kavuşturulması, delillerin titizlikle analiz edilmesi ve adli süreçlerin güvenilirliği, bu disiplinlerin etkinliği sayesinde mümkün olmaktadır.
Adli incelemelerde en önemli faktörlerden biri, delillerin bütünlüğünün korunmasıdır. Olay yerindeki bulguların doğru şekilde toplanması, saklanması ve analiz edilmesi, adli sürecin temel taşlarını oluşturur. Aşağıdaki unsurlar, kriminalistik incelemelerin etkinliğini artıran başlıca yöntemlerdir.

58.01 BALİSTİK İNCELEMELER
Balistik inceleme, adli bilimler alanında hayati bir öneme sahip olup, silahların ve mermilerin analiz edilmesi sürecidir. Suç mahallerinde elde edilen mühimmat ve silah parçalarının detaylı araştırmasını gerçekleştirerek olayın aydınlatılmasına katkı sağlar. Adli vakıalarda kolluk kuvvetleri ve yargılama süreçlerinde Adli Tıp Kurumu bünyesinde yapılmaktadır.
Dava süreçlerinde dosya içerisindeki bilgi, belge, rapor ve adli dökümanlar incelenip balistik inceleme yönünden ateşli silahların çalışma şekillerinden, mühimmatın yapısına ve atış izlerine kadar geniş bir yelpazede detaylı analizler yapar. Bu sayede, suçlunun kullandığı silahın tespiti, ateş alma sırasının belirlenmesi ve olay yerindeki mermi izlerinin analizi gibi kritik bilgiler elde edilir. Bilimsel metotlar ve adli teknikler çerçevesinde gerçekleştirilen bu çalışmalar, topyekûn adli raporların hazırlanması ve mahkemelerde delil sunumunun güvenilirliğini sağlama noktasında da büyük önem taşır.

58.02 Ateşli ve Ateşsiz Silahların 6136 Sayılı Yasa Kapsamında Değerlendirilmesi
Silahlar, tarih boyunca hem savunma hem de saldırı amaçlarıyla kullanılan önemli araçlar olmuştur. Günümüzde, özellikle suç olaylarında kullanılan silahların yasal ve adli açıdan doğru şekilde sınıflandırılması, suçların çözümünde kritik bir rol oynamaktadır. Türkiye’de bu alandaki düzenleyici mevzuatın temelini oluşturan 6136 sayılı Kanun, silahların kullanımını, taşınmasını ve bulundurulmasını düzenleyerek toplum güvenliğini sağlamayı amaçlamaktadır. Ateşli ve ateşsiz silahların 6136 sayılı yasa kapsamında yasal ve adli değerlendirmelerine odaklanarak, bilimsel ve hukuki perspektifleri birlikte ele alınmaktadır.
6136 sayılı Kanun’a göre, silahlar temel olarak ateşli ve ateşsiz silahlar olmak üzere iki ana gruba ayrılır. Ateşli silahlar, namludan çıkan mermi ile kinetik enerji sağlayan araçlar iken, ateşsiz silahlar (örneğin tabanca, dürbün ya da kurusıkı tüfeği) daha çok mekanik veya basit yapılarla çalışır. Kanun, bu silahların ruhsatlandırılması, kayıt altına alınması ve taşınmasına ilişkin detayları belirlemiş, yasal işlemleri düzenlemiştir.
Kanun kapsamında, ruhsatsız silahların taşınması, bulundurulması ve satışı suç kapsamındadır. Ayrıca, silahların teknik özelliklerine göre sınıflandırılması ve bu sınıflamalar doğrultusunda yasal prosedürlerin uygulanması zorunludur. Bu bağlamda, adli tıbbi silahların tanımlanması ve sınıflandırılmasında büyük önem taşır.

Adli bilimlerde silahların ve mermilerin analizi, suç olaylarının çözümünde temel rol oynar. Balistik inceleme, ateşli silahlardan çıkan mermilerin silah ile ilişkisini belirlerken, teknik analizler silahların seri numaralarını ve yapısal özelliklerini ortaya çıkarmaya yöneliktir. Ayrıca, ateşsiz silahların mekanik ve yapısal özellikleri de detaylı şekilde incelenir.
Sonuç olarak; Ateşli ve ateşsiz silahların 6136 sayılı yasa kapsamında değerlendirilmesi yapılar uzmanlar tarafından yapılan inceleme sonucunda hazırlanan bilirkişi raporlarındaki tespitler alanında uzman akademisyen ve uygulamacılar tarafından irdelenerek uzman görüşü / bilimsel mütalaa raporu hazırlanmaktadır.

58.04 Parmak İzi İncelemeleri
Parmak izi incelemeleri, modern adli bilimlerin temel taşlarından birini oluşturan, bireysel kimliklendirme konusunda güvenilirliği kanıtlanmış bir disiplindir. Her bireyin parmak uçlarında bulunan eşsiz girinti ve çıkıntı paternleri, bilinen adıyla papil - dermatoglifikler, bir ömür boyu değişmeden kalır ve bu özellik, suç mahalli incelemelerinden medeni hukuk davalarına kadar geniş bir yelpazede kritik kanıt niteliği taşır.
Parmak izlerinin bilimsel olarak incelenmesinin temelini, iki ana ilke oluşturur: bireysellik ve kalıcılık. Bireysellik ilkesi, dünyada hiçbir zaman iki kişinin tamamen aynı parmak izi desenine sahip olmadığına dair gözleme dayanır. Her bir papiller hattın başlangıcı, sonu, çatallanması ve ada gibi detayları, milyonlarca farklı kombinasyon oluşturarak her parmak izini benzersiz kılar. Kalıcılık ilkesi ise, parmak izi desenlerinin kişinin doğumuyla oluştuğunu, ergenlik, yaşlılık veya yüzeysel yaralanmalar gibi durumlarda bile temel yapısını koruduğunu belirtir. Ancak, derin kesikler veya yanıklar gibi ciddi travmalar kalıcı deformasyonlara yol açabilir.

Parmak izleri, genel desen özelliklerine göre temel olarak üç ana kategoriye ayrılır: kavis (arch), ilmek (loop) ve helezon (whorl). Bu genel sınıflandırma, parmak izlerinin arşivlenmesi ve hızlı bir şekilde taranması için bir çerçeve sunar. Ancak, adli incelemelerde esas olan, bu genel desenlerin içindeki minutiae noktaları veya karakteristik özellikler olarak adlandırılan detaylardır. Bir parmak izinin kimliklendirilmesi, incelenen bilinmeyen iz ile bilinen referans iz arasındaki yeterli sayıda minutiae noktasının konum, yön ve tip açısından eşleşmesine dayanır.
Sonuç olarak, parmak izi incelemeleri, bilimsel sağlamlığı ve kanıtlanmış güvenilirliği ile adli bilimler alanında merkezi bir konumda yer almaktadır. Her ne kadar teknolojik gelişmeler bu alana yeni boyutlar katmaya devam etse de, insan uzmanlığının ve titiz inceleme metodolojisinin önemi hiçbir zaman azalmayacaktır. Dava süreçlerinden alınan parmak izleri, yapılan incelemeler, hazırlanan raporlar ve dava dosyası irdelenerek akademisyen ve uzmanlar tarafından uzman görüşü / bilimsel mütalaa raporu hazırlanmaktadır.

58.06 Olay Yeri İncelemeleri
Suçların aydınlatılması ve adaletin tecellisi sürecinde atılan en kritik adımlardan biridir. Bir suçun işlendiği mekan olarak tanımlanan olay yeri, faile, mağdura ve olaya dair sayısız ipucunu barındıran adli bir "altın madeni" niteliğindedir. Bu incelemeler, sadece somut delillerin toplanmasını değil, aynı zamanda olayın dinamiklerinin anlaşılmasını, şüphelilerin belirlenmesini ve savcılık ile mahkeme aşamalarında güçlü bir kanıt zincirinin oluşturulmasını sağlayan karmaşık ve multidisipliner bir süreçtir.
Olay yeri incelemesinin temelini Locard'ın "Her temas, bir iz bırakır." prensibi oluşturur. Bu prensip, bir suç işlendiğinde failin olay yerinde mutlaka bir şeyler bıraktığını veya olay yerinden bir şeyler alarak uzaklaştığını varsayar. Bu "izler," parmak izleri, DNA, lifler, kıl örnekleri, ayakkabı izleri, mermi kovanları, alet izleri ve hatta dijital veriler gibi geniş bir yelpazeyi kapsar. Olay yeri incelemelerinin önemi, bu mikroskobik ve makroskobik delillerin doğru metodolojilerle tespit edilmesi, toplanması, belgelenmesi ve korunmasıyla doğrudan ilişkilidir. Yanlış yapılan bir inceleme, geri dönüşü olmayan delil kayıplarına yol açabilir ve adli süreci olumsuz etkileyebilir.

Olay yeri incelemeleri, titizlik, sistematiklik ve disiplin gerektiren belirli bir metodolojiye göre yürütülür. Bu süreç genellikle aşağıdaki ana aşamalardan oluşur:
Olay yerine ilk intikal eden ekiplerin temel görevi, olay yerinin bütünlüğünü sağlamak, yetkisiz kişilerin girişini engellemek ve delillerin kirlenmesini veya bozulmasını önlemektir. Bu, olası tüm giriş-çıkış noktalarının belirlenmesi ve şeritle çevrilmesiyle başlar.
İnceleme ekibi, olay yerine genel bir bakış atarak potansiyel delil alanlarını belirler. Bu aşamada, detaylı notlar alınır, olay yerinin genel durumu, nesnelerin konumları ve varsa koku, sıcaklık gibi çevresel faktörler kaydedilir.
Belgeleme, olay yeri incelemesinin en kritik aşamalarından biridir. Fotoğraflama, video kaydı ve kroki/çizim ile yapılır. Her delilin bulunduğu konum, diğer delillerle ilişkisi ve genel olay yeri düzeni, ilerideki analizler için görsel bir kayıt oluşturacak şekilde detaylıca belgelenir. Bu, delillerin mahkeme önünde sunulması aşamasında da büyük önem taşır.
Sistematik bir arama paterni (spiral, ızgara, şerit vb.) kullanılarak olay yerindeki tüm olası deliller tespit edilir. Tespit edilen her delil, uygun yöntemlerle (örneğin, parmak izi tozu, kimyasal reaktifler, özel ışıklandırma) görünür hale getirilir ve kontaminasyonu önleyecek şekilde özenle toplanır, paketlenir ve etiketlenir.
Toplanan her delil, türüne uygun özel ambalajlara konularak kirlenme, bozulma veya kaybolma riskine karşı korunur. Her paket üzerine delilin türü, toplandığı yer, tarih, saat ve toplayan personelin bilgileri gibi detaylar yazılır. Zincirleme muhafaza formu, delilin toplandığı andan laboratuvara ve oradan da mahkemeye kadar olan tüm süreçteki hareketini ve sorumluluk değişikliğini kayıt altına alarak delilin güvenilirliğini sağlar.
Olay yeri incelemeleri, tek bir uzmanın değil, genellikle olay yeri inceleme uzmanları, adli tıp uzmanları, balistik uzmanları, parmak izi uzmanları, DNA uzmanları ve hatta dijital adli bilim uzmanları gibi farklı disiplinlerden gelen bir ekibin ortak çalışmasını gerektiren multidisipliner bir alandır. Her uzmanın kendi alanındaki bilgi ve becerisi, olayın bütüncül bir şekilde anlaşılmasına katkıda bulunur.
Sonuç olarak; Olay yeri incelemeleri, adli soruşturmaların temelini oluşturan, bilimsel prensiplere dayalı, titiz ve sistematik bir süreçtir. Doğru uygulandığında, suçu aydınlatmada ve adaleti sağlamada kritik bir rol oynar. Her bir delil parçası, olayın sessiz bir tanığı olarak değerlendirilmeli ve uzman ellerde en yüksek özenle ele alınmalıdır. Gelecekteki teknolojik ilerlemelerle birlikte, olay yeri incelemelerinin etkinliği ve doğruluk oranı daha da artacak, bu da adalet sistemine olan güveni pekiştirecektir.

58.10 Adli Trafik
Adli trafik, karayollarında meydana gelen trafik kazalarının bilimsel metotlar kullanılarak incelenmesi, nedenlerinin belirlenmesi ve hukuki sorumlulukların ortaya çıkarılmasıyla ilgilenen multidisipliner bir adli bilim dalıdır. Bu alan, sadece teknik bir analizden ibaret olmayıp, mühendislik prensipleri, fizik yasaları, insan faktörleri ve hukuki süreçlerin karmaşık bir etkileşimini kapsar. Trafik kazaları, ciddi yaralanmalara, ölümlere ve büyük maddi hasarlara yol açan, toplum sağlığını ve ekonomisini derinden etkileyen olaylardır. Bu kazaların hukuki süreçlerde doğru bir şekilde değerlendirilmesi, mağduriyetlerin giderilmesi ve gelecekteki kazaların önlenmesi açısından adli trafik biliminin rolü büyüktür. Adli trafik incelemeleri, şu temel sorulara yanıt arar:
Kaza nasıl meydana geldi?
Hangi faktörler kazaya neden oldu (sürücü hatası, araç arızası, yol kusuru, çevresel etkenler vb.)?
Sürücülerin hızları, tepki süreleri ve manevraları nasıldı?
Araçların çarpışma öncesi, anı ve sonrası hareketleri neydi?
Kazanın oluşumunda kimlerin ne ölçüde sorumluluğu var?
Bu soruların yanıtları, ceza davalarında kusur tespiti, tazminat davalarında maddi ve manevi zararların hesaplanması ve sigorta süreçlerinde hak sahipliğinin belirlenmesi gibi hukuki süreçler için temel oluşturur.

Adli trafik incelemeleri, olay yerinden toplanan verilerin analiziyle başlar. Bir trafik kazası sonrası olay yeri, adli trafik uzmanları için paha biçilmez bir veri kaynağıdır. Fren izleri, sapma izleri, lastik izleri, çarpışma noktaları, araç parçalarının dağılımı, yol yüzeyi deformasyonları ve çarpma sonrası araçların son konumları gibi fiziksel kanıtlar detaylıca belgelenir. Bu belgeleme, fotoğraflama, video kaydı, lazer tarayıcılar ile 3D modelleme ve detaylı kroki çizimleri ile yapılır.
Kazaya karışan araçlar, mekanik arızaların tespiti (fren sistemi, direksiyon, lastikler vb.), hasar analizleri ve çarpışma enerji transferlerinin incelenmesi amacıyla detaylı olarak incelenir. Modern araçlardaki Olay Veri Kaydedicileri (EDR - Event Data Recorder), çarpışma öncesi hız, frenleme, direksiyon açısı ve emniyet kemeri kullanımı gibi kritik verileri sağlayarak incelemelere büyük katkıda bulunur.
Fren izlerinin uzunluğu, çarpışma sonrası araçların hareket mesafeleri ve hasar dereceleri gibi veriler kullanılarak çarpışma anındaki hızlar ve kaza öncesi hızlar hesaplanır. Bu hesaplamalar, kinematik ve dinamik prensiplere dayanır.
Araçların kütleleri, çarpışma açıları, sürtünme katsayıları ve momentum korunumu gibi fiziksel yasalar kullanılarak çarpışmanın oluşum mekanizması ve kuvvet etkileşimleri belirlenir.
Sürücülerin algı-tepki süreleri, görme alanları, yorgunluk, alkol/uyuşturucu etkisi gibi faktörler, kazanın oluşumundaki rolleri açısından değerlendirilir. Yaya ve bisikletli kazalarında ise mağdurun hareketleri ve sürücünün görüş mesafesi gibi unsurlar incelenir.
Simülasyon ve Rekonstrüksiyon: Toplanan tüm veriler, bilgisayar destekli simülasyon programları kullanılarak kazanın dinamikleri yeniden canlandırılır. Bu kaza rekonstrüksiyonu, kaza anının görsel ve sayısal olarak anlaşılmasını sağlayarak mahkemelerde sunulabilecek net bir tablo ortaya koyar.
Sonuç olarak; Adli trafik raporları ve bilirkişi görüşleri, ceza mahkemelerinde sanığın kusur oranının tespiti, taksirli suçların değerlendirilmesi ve olası hapis veya para cezalarının belirlenmesinde kilit rol oynar. Hukuk mahkemelerinde ise, trafik kazası kaynaklı maddi ve manevi tazminat davalarında, tarafların sorumluluklarının belirlenmesi ve tazminat miktarının hesaplanması için bilimsel dayanak oluşturur. Ayrıca, sigorta şirketleri için de poliçe kapsamı ve ödeme miktarlarının tespiti açısından büyük önem taşır.

58.11 Adli Bilişim Suçları
Adli bilişim suçları, günümüzün hızla dijitalleşen dünyasında ortaya çıkan ve bilgi teknolojileri ile siber uzayın araç olarak kullanıldığı veya hedef alındığı yasa dışı eylemleri kapsar. Geleneksel suç kavramlarının dijital ortama taşınmasıyla birlikte, adli bilişim, bu suçların soruşturulması, delillendirilmesi ve hukuki süreçlere taşınması için hayati bir disiplin haline gelmiştir. Bu alan, siber güvenlik, hukuk, bilgisayar bilimleri ve adli bilimlerin kesişim noktasında yer alarak, dijital delillerin toplanması, analiz edilmesi ve mahkemeye sunulması süreçlerini bilimsel bir zemine oturtur.
Adli bilişim suçları, dijital verilerin, sistemlerin veya ağların yasa dışı erişim, manipülasyon, hırsızlık, tahribat veya kötüye kullanımıyla ilgilidir. Başlıca adli bilişim suç kategorileri şunlardır:
Kişisel verilerin, ticari sırların veya finansal bilgilerin izinsiz ele geçirilmesi ve kullanılması, Yetkisiz Erişim (Hackleme): Bilgisayar sistemlerine, ağlara veya verilere izinsiz giriş yapılması, Zararlı Yazılımlar (Malware), Virüs, truva atı, fidye yazılımı (ransomware) gibi zararlı programların dağıtılması ve kullanılmasıyla sistemlere veya verilere zarar verilmesi, Dolandırıcılık ve Sahtecilik: Dijital ortamda kimlik avı (phishing), online alışveriş dolandırıcılığı, kredi kartı sahteciliği gibi eylemler, Siber zorbalık, stalking veya tehdit içerikli iletişimlerin dijital kanallar aracılığıyla yapılması, Telif hakkı ihlalleri, yazılım korsanlığı ve dijital içeriklerin yasa dışı paylaşımı, Dijital iletişim araçlarının terör eylemleri planlamak veya organize suç faaliyetlerini yürütmek için kullanılması geleneksel suçlardan farklı olarak sınır ötesi nitelik taşıyabilir ve tespit edilmesi ile soruşturulması özel teknik bilgi ve donanım gerektirir.

Adli bilişim, dijital delillerin toplanması ve analiz edilmesi sürecine odaklanır. Bu süreç genellikle aşağıdaki aşamalardan oluşur:
Suçun işlendiği dijital ortamlar (bilgisayarlar, akıllı telefonlar, sunucular, bulut sistemleri vb.) belirlenir. Bu cihazlardan elde edilecek verilerin bütünlüğünü ve özgünlüğünü koruyacak şekilde, özel adli bilişim araçları ve yazılımları kullanılarak kopyaları (imajları) alınır. Fiziksel delillerde olduğu gibi, dijital deliller için de zincirleme muhafaza kritik öneme sahiptir.
Dijital delillerin orijinal kopyaları üzerinde değil, alınan imajları üzerinde çalışılır. Bu, delilin kirlenmesini veya değişmesini engeller. Ön analizde, şüpheli aktivite kalıpları, anahtar kelimeler veya belirli dosya türleri aranarak soruşturmanın yönü belirlenir. Adli bilişim uzmanları, silinmiş dosyaların kurtarılması, şifreli verilerin çözülmesi, ağ trafiği analizleri, sistem günlükleri (loglar) ve e-posta analizleri gibi tekniklerle dijital delilleri derinlemesine inceler. Bu aşamada, suçun nasıl işlendiğine dair somut kanıtlar aranır. Elde edilen tüm bulgular, teknik detaylar ve analiz sonuçları, hukuki dil ve terminolojiye uygun, anlaşılır bir şekilde adli bilişim raporunda sunulur. Bu rapor, savcılık ve mahkeme aşamalarında delil olarak kullanılır.
Sonuç olarak; Adli bilişim suçları, dijital çağın getirdiği kaçınılmaz bir gerçekliktir ve bunlarla mücadele, modern hukuk sistemleri için temel bir meydan okumadır. Adli bilişim, dijital delilleri bilimsel titizlikle ortaya çıkararak, bu suçların aydınlatılması ve sorumluların adalete teslim edilmesi için vazgeçilmez bir köprü görevi görür. Teknolojinin evrimiyle birlikte adli bilişim alanı da sürekli adapte olacak ve dijital dünyadaki adaletin sağlanmasında merkezi bir rol oynamaya devam edecektir.

58.12 Adli Görüntü İncelemeleri
Adli görüntü incelemeleri, adli süreçlerde kullanılan fotoğraf, video ve diğer dijital görüntülerin orijinalliğini, bütünlüğünü ve içeriğini bilimsel metotlarla analiz eden kritik bir adli bilim disiplinidir. Günümüzde her yerde bulunan kamera sistemleri (güvenlik kameraları, akıllı telefonlar, araç kameraları vb.) sayesinde, görsel kanıtlar suç mahallerinden trafik kazalarına, kimlik tespitinden sahteciliğe kadar geniş bir yelpazede soruşturmaların ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Bu alandaki uzmanlar, görsel materyallerin adli birer delil olarak geçerliliğini ve anlamını ortaya çıkarır.
Adli görüntü incelemelerinin temel amacı, görüntülerin gerçekliğini doğrulamak, manipülasyonları tespit etmek ve görüntülerden elde edilebilecek bilgilere dayanarak adli vakalara ışık tutmaktır. Bu disiplin, aşağıdaki gibi çeşitli suç ve olay türlerinde hayati bir rol oynar:
Adli görüntü incelemeleri, sadece suçluların tespiti için değil, aynı zamanda mağdurların savunulması ve masumiyetin kanıtlanması için de güçlü bir araçtır. Adli görüntü incelemeleri, özel yazılımlar ve analitik metotlar kullanarak görüntülerin bütünlüğünü koruyarak derinlemesine analiz edilmesini gerektirir. Süreç genellikle şu adımları içerir:
Görüntü materyalleri (HDD, SSD, SD kart, DVD vb.) olay yerinden veya ilgili kaynaktan yasal yollarla ve dijital bütünlüğü bozulmayacak şekilde elde edilir. Orijinal materyal üzerinde değil, adli kopyaları (hash değeri alınmış imajlar) üzerinde çalışılır. Bu, delilin manipülasyona karşı korunmasını sağlar.
Görüntülerin netliğini, parlaklığını, kontrastını veya renk dengesini ayarlayarak daha görünür hale getirilmesi. Bu işlem, herhangi bir delil değeri eklemeden veya çıkarmadan, sadece mevcut bilginin daha net sunulmasını amaçlar. Bulanık görüntülerin keskinleştirilmesi veya düşük ışıklı ortamdaki detayların ortaya çıkarılması bu kapsamdadır.

Görüntülerin üzerinde herhangi bir ekleme, çıkarma veya değişiklik yapılıp yapılmadığının belirlenmesi. Piksel düzeyinde analiz, meta veri incelemesi (EXIF bilgileri), hata seviyesi analizi (ELA) gibi teknikler kullanılır.
Görüntünün hangi cihaz tarafından çekildiği (kamera markası, modeli) veya hangi yazılımla işlendiği gibi bilgilerin çıkarılması.
Görüntüdeki nesnelerin, kişilerin veya olayların detaylı incelenmesi. Bu, ölçümlendirme (fotoğrafik fotogrametri), yüz biyometrisi, gait analizi (yürüme şekli analizi) ve nesne tanıma gibi teknikleri içerebilir.
Görüntülerin çekildiği zamanın ve yerin doğrulanması, olay yerindeki nesnelerin ve kişilerin konumlarının belirlenmesi ve tüm analiz sonuçları, teknik detaylar ve çıkarımlar, mahkemede anlaşılabilecek netlikte ve bilimsel dayanaklarla bir rapor halinde sunulur. Gerekirse, görselleştirilmiş sunumlar veya tanıklık yoluyla bulgular açıklanır. Sonuç olarak; Adli görüntü incelemeleri, dijital çağın getirdiği görsel kanıt bolluğunu adli süreçlere entegre eden hayati bir disiplindir.

58.14 Ses ve Görüntü Kayıtlarının Metin Haline Dönüştürülmesi
Ses ve görüntü kayıtlarının metin haline dönüştürülmesi (transkripsiyon), adli bilimler ve hukuki süreçler açısından kritik öneme sahip bir disiplindir. Günümüzde, güvenlik kameralarından telefon dinlemelerine, mahkeme duruşmalarından sorgu odası kayıtlarına kadar pek çok olayda sesli ve görsel materyallerin kullanımı yaygınlaşmıştır. Bu kayıtlar, ham halleriyle incelendiğinde zaman alıcı ve yorucu olabilirken, doğru ve güvenilir bir şekilde metne döküldüklerinde adli delil olarak çok daha erişilebilir, analiz edilebilir ve yorumlanabilir hale gelirler.

Bu süreç, karmaşık ses ortamlarındaki konuşmaları yazıya aktarma ve görsel ipuçlarını metinsel bağlama dönüştürme işlemidir. Ses ve görüntü kayıtlarının metin haline dönüştürülmesi, hukuki ve adli soruşturmaların çeşitli aşamalarında temel bir ihtiyaçtır. Sonuç olarak; ses ve görüntü kayıtlarının metin haline dönüştürülmesi, ham verilerin anlamlı ve erişilebilir metinsel delillere dönüşmesini sağlayarak, adaletin doğru bir şekilde işlemesine yardımcı olmaktadır.

58.15 Adli İletişim Tespiti (HTS)
Adli İletişim Tespiti (HTS), özellikle Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Denetlenmesi kapsamında elde edilen verilerin, adli soruşturmalarda ve hukuki süreçlerde delil olarak kullanılmak üzere bilimsel metotlarla analiz edilmesidir. Günümüzde mobil telefonlar, internet ve diğer iletişim araçları suç faaliyetlerinin planlanmasında, yürütülmesinde ve sonrasında aktif olarak kullanıldığı için, HTS kayıtları suçların aydınlatılmasında ve faillerin ilişkiler ağının ortaya çıkarılmasında hayati bir rol oynamaktadır. Bu disiplin, iletişim verilerinin toplanması, korunması, analizi ve mahkemede sunulması süreçlerini kapsar.
HTS, genellikle tarihsel iletişim verilerinin (Historical Traffic Search) incelenmesi anlamına gelir ve mobil operatörler, internet servis sağlayıcıları veya diğer iletişim hizmeti sunucularından yasal yollarla elde edilen kayıtları kapsar. Bu kayıtlar, bireyler arasındaki iletişim örüntülerini, konum bilgilerini ve diğer dijital ayak izlerini ortaya koyar. Adli İletişim Tespiti'nin başlıca uygulama alanları ve önemi şunlardır:
Suç örgütlerinin veya şüphelilerin kendi aralarındaki iletişim ağlarını, hiyerarşiyi ve iş bölümünü ortaya çıkarmak. Kim kimle, ne zaman ve ne kadar süreyle iletişim kurmuş sorularına yanıt arar.
Bir şüphelinin veya kurbanın belirli bir zamanda olay yerinde bulunup bulunmadığını, telefonunun baz istasyonu verileri aracılığıyla belirlemek. Bu, alibi (mazeret) çürütme veya doğrulama açısından kritik öneme sahiptir.
Bir suçun işlenmesi öncesinde, sırasında ve sonrasında gerçekleşen iletişim faaliyetlerinin kronolojik bir sıralamasını oluşturmak. Bu, olayların akışını anlamaya ve suçun planlama aşamalarını çözmeye yardımcı olur.
Mağdur ile şüpheli veya tanıklar arasındaki olası iletişimleri ortaya çıkarmak, iletişim kayıtlarının değiştirilip değiştirilmediğini veya üzerinde oynanıp oynanmadığını kontrol etmek, HTS, özellikle organize suçlar, terör suçları, cinayet ve adam kaçırma gibi karmaşık soruşturmalarda geleneksel delillerle birlikte kullanıldığında çok güçlü bir kanıt aracı haline gelir.

İletişim kayıtları, mahkeme kararı veya savcılık izni ile ilgili iletişim operatörlerinden talep edilir. Bu veriler genellikle arama kayıtları (aranan/arayan numara, arama süresi, tarih, saat), SMS/MMS kayıtları ve baz istasyonu (BTS) bilgileri gibi detayları içerir. Kimler arasında iletişim olduğu, iletişim sıklığı, iletişim süresi gibi metrikler üzerinden ilişkiler haritası çıkarılır. Özel grafik analiz yazılımları, bu karmaşık ağları görselleştirmeyi sağlar. Telefonların belirli zaman dilimlerinde hangi baz istasyonlarına bağlı olduğu bilgisi kullanılarak, şüphelilerin veya kurbanların coğrafi konum hareketleri ve olay yerindeki varlıkları tahmin edilir. Bu, mobil cihazın olay yerindeki yaklaşık konumunu gösteren "hücre haritalama" veya "lokasyon analizi" olarak da bilinir.
Yapılan analizler sonucunda elde edilen tüm bulgular, teknik detaylar ve çıkarımlar, hukuki terminolojiye uygun, anlaşılır bir adli rapor halinde sunulur. Rapor, görselleştirilmiş grafikler ve haritalarla desteklenebilir. Uzman, gerekirse mahkemede raporunu savunarak tanıklık yapar.
Sonuç olarak; Adli İletişim Tespiti, dijital çağın getirdiği iletişim zenginliğini, suçlarla mücadelede ve adaletin tecelli etmesinde güçlü bir araca dönüştürmektedir. Bireylerin dijital ayak izlerini bilimsel ve sistematik bir yaklaşımla analiz ederek, görünmez bağları ortaya çıkarır ve hukuki süreçlere sağlam kanıtlar sunar. Teknolojinin ilerlemesiyle birlikte bu alanın önemi ve kapasitesi artmaya devam edecek, dijital dünyadaki suçların aydınlatılmasında merkezi bir rol oynayacaktır.

58.16 Adli Psikoloji
Adli psikoloji, psikoloji biliminin bilgi ve yöntemlerinin hukuk sistemi ve adalet süreçleri içerisinde uygulanmasını konu alan multidisipliner bir alandır. Bu uzmanlık alanı, psikolojik prensiplerin ve araştırma bulgularının, suçların incelenmesinden mahkeme süreçlerine, ceza infaz kurumlarından mağdur destek hizmetlerine kadar geniş bir yelpazede adli kararlara ve uygulamalara rehberlik etmesini sağlar. Adli psikologlar, yalnızca "suçlu zihniyetini" incelemekle kalmaz, aynı zamanda hukukun karmaşık sorunlarına psikolojik perspektiften çözümler sunarak adaletin tecelli etmesine önemli katkılarda bulunurlar.
Adli psikologlar, mahkemelerde psikolojik konulara ilişkin uzman görüşü sunarlar. Bu, sanıkların akıl sağlığı değerlendirmeleri (cezai ehliyet, ayırt etme gücü), çocuk istismarı davalarında mağdur çocukların ifadelerinin güvenilirliği, velayet davalarında çocukların üstün yararı, psikolojik travma değerlendirmeleri gibi konularda olabilir.
Bir bireyin suç işlediği sırada fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama veya davranışlarını bu algıya göre yönlendirme yeteneğinin olup olmadığını değerlendirmek, adli psikologların önemli görevlerindendir.
Adli psikologlar, değerlendirmelerinde ve raporlarında bilimsel metodolojilere sıkı sıkıya bağlı kalırlar. Bu metodolojiler şunları içerir:
Bireylerle yapılan yapılandırılmış veya yarı yapılandırılmış görüşmelerle psikolojik geçmiş, mental durum ve olaylarla ilgili bilgiler toplanır.
Akıl sağlığı, kişilik özellikleri, zeka düzeyi, risk değerlendirmesi gibi alanlarda standartize edilmiş ve geçerliliği/güvenilirliği kanıtlanmış psikolojik testler uygulanır.

Ortam içinde veya belirli görevleri yerine getirirken bireylerin davranışları gözlemlenir.
Hukuki dosyalar, adli tıp raporları, polis ifadeleri, tıbbi kayıtlar ve diğer ilgili belgeler detaylıca incelenir.
Adli psikologlar, adli tıp uzmanları, hukukçular, emniyet mensupları ve sosyal hizmet uzmanları gibi farklı disiplinlerden profesyonellerle işbirliği içinde çalışırlar.
Sonuç olarak; Adli psikoloji, psikoloji ve hukukun güçlü bir sentezi olarak, adalet sisteminin daha etkin, adil ve insancıl işlemesine önemli katkılar sunar. İnsan davranışının karmaşıklığını hukukun gereklilikleriyle birleştirerek, bireylerin ve toplumun haklarının korunmasında vazgeçilmez bir rol oynar.


