
İMZA İNCELEMESİNDE “SAMİMİ İMZA” TEMİN EDİLMEMESİ EKSİK İNCELEMEDİR
Ekim 27, 2025
ADLİ BELGE İNCELEMELERİNDE İMZA ANALİZİ, ÖRNEK VAKALAR
Kasım 8, 2025GİRİŞ
1.1. İçtihadın Bağlamı ve Hukuki Niteliği
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun (YHGK) 30.05.2001 tarihli ve 2001/12-436 E., 2001/467 K. sayılı kararı, Türk hukukunda adli delil değerlendirmesi alanında bir dönüm noktası teşkil etmektedir. Somut olayın, bir çek üzerindeki imzaya itiraz davasına ilişkin olmasına rağmen, YHGK’nın bu kararla belirlediği standartlar, olayın özgül koşullarını aşarak, sahtelik iddiasına (imza veya yazı) konu olan her türlü belgeye yönelik bilirkişi incelemelerinin nasıl yapılması gerektiğine dair temel bir “altın standart” oluşturmuştur.
https://karararama.yargitay.gov.tr
Bu karar, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 266 ve devamı maddelerinde düzenlenen “bilirkişi incelemesi” kurumunun, özellikle “özel veya teknik bilgi” gerektiren sahtelik iddiaları alanında, nasıl işletileceğine dair Yargıtay’ın beklentilerini net bir şekilde formüle eder. Karar, bir bilirkişi raporunun “hükme esas alınabilmesi” için hangi asgari bilimsel ve teknik kriterleri karşılaması gerektiğini tanımlayarak, bu alandaki yargısal denetimin çerçevesini çizmiştir.
1.2. “Denetime Elverişlilik” İlkesi: Yargısal Takdir Yetkisinin Korunması
Kararın hukuki doktrin açısından en önemli unsuru, bilirkişi raporunun “tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverişli” olması zorunluluğunu getirmesidir. Bu ilke, Türk medeni usul hukukunun temel dinamiklerinden biri olan bilirkişi delilinin takdiri meselesine doğrudan bir çözüm sunmaktadır.
Hukuki analiz bağlamında, HMK m. 282 uyarınca bilirkişi raporu bir “takdiri delil” niteliğindedir ve “Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir”. Ancak bu “serbestlik”, keyfilik olarak yorumlanamaz. Özellikle adli belge incelemesi gibi, hâkimin teknik bilgiye sahip olmadığı (veya olması beklenmediği) bir alanda, hâkimin bu “serbest” değerlendirmeyi neye göre yapacağı sorusu kritik bir önem kazanmaktadır.
YHGK’nın 2001 tarihli bu kararı, tam da bu paradoksu çözmek için bir hukuki güvence mekanizması geliştirmiştir. “Denetime elverişlilik” şartı, bilirkişinin teknik otoritesini kullanarak hâkimin yerine geçmesini ve yargısal takdir yetkisini fiilen gasp etmesini engelleme amacı güder. Yargıtay, bilirkişiden sadece nihai “kanaatini” (örn. “imza sahtedir”) değil, bu kanaate “hangi dayanaklarla” ulaştığını adım adım göstermesini talep etmektedir. Bu, hâkime, bilirkişinin vardığı sonucu değil, o sonuca giden bilimsel süreci denetleme imkânı tanır.
Raporun “denetime elverişli” olması, bilirkişinin ulaştığı sonucun gerekçelendirilmiş, kullanılan metodolojinin doğrulanabilir (verifiable) ve elde edilen bulguların objektif olması demektir. Bu sayede hâkim, bilirkişi raporunu rasyonel bir temelde kabul etme veya yetersiz bulgulara dayanması halinde (diğer delillerle birlikte değerlendirerek) reddetme yetkisini korumuş olur.
1.3. Yetersiz Rapora Dayalı Hüküm Kurma Yasağı: YHGK Standardının Uygulaması
YHGK 2001/12-436 sayılı kararının belirlediği bu yüksek standart, Yargıtay’ın müteakip içtihatlarında da istikrarlı bir şekilde uygulanmıştır. Bu uygulamanın en belirgin örneklerinden biri, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 22.04.2004 tarihli ve 2004/5818 E., 2004/10153 K. sayılı kararıdır.
Söz konusu kararda 12. Hukuk Dairesi, YHGK 2001 kararına doğrudan atıf yaparak, hükme esas alınan bir bilirkişi raporunu şu gerekçelerle bozmuştur:
“Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, hangi ortamda, ne tür teknik cihazlar kullanılarak inceleme yapılıp sonuca varıldığı açıklanmamış; sadece, grafolojik ve grafometrik metotların uygulandığının belirtilmesiyle yetinilmiş, ulaşılan sonucun maddi dayanakları denetime elverişli şekilde ortaya konulmamıştır. Bu nitelikteki bir bilirkişi raporuna dayalı olarak hüküm kurulamaz.”
Bu karar, Yargıtay’ın “denetime elverişlilik” ilkesini ne kadar ciddiye aldığını göstermektedir. Yargıtay için, bilirkişinin raporuna “grafometrik yöntem kullandım” şeklinde bilimsel bir terim yazması yeterli değildir. Yargıtay, o metodun fiilen nasıl uygulandığını görmek istemektedir. Hangi “optik alet” kullanıldı? Hangi “parametreler” (tersim, seyir, baskı vb.) ölçüldü? Bu ölçümler, mukayese (karşılaştırma) materyalleriyle nasıl karşılaştırıldı? Ve bu karşılaştırmanın “fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleri” ile desteği nerede?
Bu sorulara cevap veremeyen, salt “kanaat” içeren, gerekçesiz ve dayanaksız raporlar, YHGK 2001 standardını karşılamadığı için “hükme esas alınamaz” niteliktedir.
“GRAFOLOJİ” VE “GRAFOMETRİ” TERMİNOLOJİSİNİN YHGK KARARINDAKİ YERİ
2.1. “Grafoloji” ve “Adli Belge İncelemesi” Ayrımı
YHGK kararı, incelemenin “grafolojik ve grafometrik yöntemlerle” yapılmasını şart koşmaktadır. Bu terimlerin, kararın verildiği tarih (2001) ve günümüz adli bilimler terminolojisi bağlamında doğru bir şekilde yorumlanması zorunludur.
Bilimsel literatürde “Grafoloji” (Graphology), bir kişinin el yazısını analiz ederek onun karakteri, kişiliği veya psikolojik durumu hakkında yorum yapma tekniği veya sanatı olarak tanımlanır.
Buna karşılık, “Adli Belge İncelemesi” (Forensic Document Examination – FDE), bir yazı veya imzanın kim tarafından yazıldığının tespiti (kimliklendirme), sahte olup olmadığının belirlenmesi (sahtecilik tespiti) veya belgenin bütünlüğünün (tahrifat, ekleme vb.) analiz edilmesiyle ilgilenen bilimsel bir disiplindir.
Bu iki alan, amaç ve metodoloji bakımından kökten farklıdır. Grafoloji karakteri yorumlarken, adli belge incelemesi kimliği ve sahteciliği tespit eder.
2.2. Terminoloji ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Gerekçesi
YHGK’nın 2001 tarihli kararında “grafolojik” terimini kullanması, bir terminoloji paradoksu yaratmaktadır. Ancak bu durum, kararın tarihsel bağlamı incelendiğinde açıklığa kavuşmaktadır. Kararın verildiği 2001 yılında, Türkiye’deki en yetkili resmi bilirkişilik kurumu olan Adli Tıp Kurumu (ATK) Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesi bünyesindeki ilgili birimin adı dahi “Grafoloji Şubesi” idi.
Bu hatalı terminoloji o kadar yerleşikti ki, ATK ancak 2004 yılında bu şubenin adını “Adli Belge İnceleme Şubesi” olarak değiştirmiş ve ilgili yasa ve yönetmeliklerdeki “grafoloji” terimlerini kaldırma yoluna gitmiştir.
Dolayısıyla, YHGK’nın 2001’de “grafolojik yöntem” demesi, mahkemelerden “karakter analizi” talep ettiği anlamına gelmemektedir. Bu, o dönemin yerleşik ancak bilimsel olarak hatalı resmi terminolojisinin karara bir yansımasıdır. Bir hukukçu, metnin lafzından (grafoloji) ziyade, Yargıtay’ın gerçek iradesini (ratio legis) yorumlamalıdır. Kararın devamında “tersim, seyir, baskı derecesi” gibi teknik kimliklendirme parametrelerinin talep edilmesi, YHGK’nın “karakter analizi” değil, “adli belge incelemesi” (kimlik tespiti) talep ettiğini “tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde” ortaya koymaktadır.
2.3. “Grafometrik Yöntem” Nedir?
Karar, “grafolojik” (güncel tabirle kalitatif veya morfolojik) analizin yanı sıra, “grafometrik” (kantitatif) bir analizi de zorunlu kılmaktadır.
“Grafometri” (Graphometry), yazı ve imzadaki ölçülebilir (measurable) unsurların matematiksel ve geometrik analizidir. Bu yöntem, harflerin yükseklikleri, genişlikleri, birbirine olan oranları, kelimeler ve harfler arası mesafeler, eğim açıları gibi kantitatif verilerin ölçülmesini ve karşılaştırılmasını içerir.
YHGK, bu iki yöntemi bir arada talep ederek, bilirkişi incelemesinin hem kalitatif (harflerin şekli, akıcılığı gibi genel özellikler) hem de kantitatif (ölçülebilir, objektif veriler) bir temele dayanması gerektiğini, böylece incelemenin sübjektif “kanaat” bildiriminden çıkarak objektif ve “denetlenebilir” bir bilimsel analize dönüşmesini şart koşmuştur.

YARGITAY KARARLARINA GÖRE ZORUNLU KILINAN BEŞ TEMEL ADLİ ANALİZ PARAMETRESİ
3.1. “Tersim, Seyir, Baskı Derecesi, Eğim, Doğrultu”
YHGK kararı, “denetime elverişliliğin” nasıl sağlanacağına dair soyut bir ilke belirlemekle kalmamış, aynı zamanda bilirkişinin hangi spesifik teknik parametreleri analiz etmesi gerektiğini de net bir şekilde tanımlamıştır. Bu parametreler; “tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu” olarak sıralanmıştır.
Bu beş temel parametre, uluslararası adli belge inceleme standartları (örn. ABD Adalet Bakanlığı’nın ACE-V Metodu veya Avrupa Adli Bilim Enstitüleri Ağı’nın (ENFSI) En İyi Uygulama Kılavuzları) ile tam bir uyum ve paralellik göstermektedir. Bu, YHGK kararının bilimsel temelinin evrenselliğini ve geçerliliğini teyit etmektedir.
3.2. Beş Parametrenin Teknik Analizi ve Uluslararası Karşılıkları
1. Tersim (Construction / Form / Formation):
- Tanım: Harf veya imzadaki çizgilerin oluşturulma biçimi, şekli, yapısı ve izlediği yoldur. Bir harfin kaç kalem hareketinde tamamlandığı, kalemin başlangıç ve bitiş noktaları, harflerin kendi içindeki oranları, bağlantı biçimleri (kemer, açı, taç vb.) “tersim” karakteristiğini oluşturur.
- Uluslararası Karşılık: ACE-V metodolojisinde (Analysis, Comparison, Evaluation) “Analysis” (Analiz) aşamasında incelenen (harflerin genel oluşumu), (harfleri birleştirme tarzı) ve (kalem yolunun belirlenmesi) olarak adlandırılır.
2. Seyir (Rhythm / Flow / Fluency):
- Tanım: Kalemin kâğıt üzerinde duraksamadan, akıcı, ritmik ve refleksif (otomatikleşmiş) bir hızla hareket etme kabiliyetidir. Samimi (kişinin kendi eli ürünü) imzalarda, bu akıcılık (hız ve ritim) yüksek bir “seyir” ve iyi bir “çizgi kalitesi” olarak gözlenir. Taklit imzalarda ise, taklit eden kişi imzanın şekline (Tersim) odaklandığı için, kalemin doğal hareketini (Seyir) kaybeder. Bu durum, “zayıf kalitede çizgiler”, titremeler, duraksamalar ve yavaşlamalar olarak kendini gösterir.
- Uluslararası Karşılık: (Akıcılık), (Ritim) ve (çizgi kalitesi).
3. Baskı Derecesi (Pen Pressure / Fulaj):
- Tanım: Kalemin kâğıda uyguladığı dikey kuvvettir. Bu kuvvet, mürekkep yoğunluğunda farklılaşmalara (gölgelenme) ve kâğıdın arka yüzeyinde girintiler (fulaj) oluşmasına neden olur. Samimi imzalarda baskı derecesi, refleksif hareketlere bağlı olarak dinamik bir değişkenlik gösterir (bazı yerlerde artar, bazı yerlerde azalır). Taklit imzalarda ise baskı deseni genellikle monoton, aşırı veya hatalı yerlerdedir.
- Uluslararası Karşılık: (Kalem Baskısı) ve (Kalem baskısındaki varyasyon).
4. Eğim (Slant):
- Tanım: Yazı veya imzadaki harflerin dikey eksene göre yaptığı açıdır. Eğim (sağa yatık, sola yatık, dik), kişinin yerleşik motor alışkanlıklarından biridir ve bir bütün olarak yazının genel görünümünü belirler.
- Uluslararası Karşılık: (Eğim) veya “eğim ölçümü”.
5. Doğrultu (Alignment):
- Tanım: Yazı veya imzanın (gerçek veya hayali) bir satır çizgisi üzerinde nasıl konumlandığıdır. Harflerin satır çizgisine göre hizalanması (çizginin üstünde, altında, üzerinde) ve harflerin birbirine göre yükseklik ilişkileri bu kapsamdadır.
- Uluslararası Karşılık: (Hizalanma) veya (Satıra göre yazı).
TEKNOLOJİK ALTYAPI ZORUNLULUĞU: “OPTİK ALETLER” VE GÖRÜNTÜLEME
4.1. “Optik Aletler ve Diğer Cihazlar”: Yargısal Bir Gereklilik
YHGK kararının en devrimci yönlerinden biri, incelemenin “optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak” yapılmasını şart koşmasıdır. Bu ifade, Yargıtay’ın “bilirkişi uzmanlığı” tanımını temelden değiştirdiğini göstermektedir.
Bu kararla birlikte “uzmanlık”, artık sadece bilirkişinin tecrübesine, kişisel becerisine veya unvanına bağlı olmaktan çıkmıştır. Uzmanlık, bilirkişinin kullandığı teknolojik donanıma ve bu donanımın bilimsel metodolojiyle birleştirilmesine bağlanmıştır. Çıplak gözle veya basit bir büyüteçle yapılan inceleme, YHGK 2001 standardı açısından hukuken yetersiz ve “denetime elverişsiz” bir incelemedir.
Bu teknolojik zorunluluk, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 2004 tarihli kararında net bir şekilde yankı bulmuştur. Daire, raporun “ne tür teknik cihazlar kullanılarak” inceleme yapıldığını açıklamak zorunda olduğunu, aksi halde raporun yetersiz sayılacağını belirtmiştir.

4.2. Kararda Kastedilen Temel Cihazlar
YHGK kararının “optik aletler ve diğer cihazlar” ile kastettiği, adli belge inceleme laboratuvarlarının standart donanımlarıdır:
- Video Spektral Karşılaştırıcı (VSC):
- Tanım: “Optik aletler” denildiğinde kastedilen temel cihazların başında gelir. VSC cihazları (örn. VSC®800), bir belgeyi insan gözünün göremediği farklı ışık dalga boyları (UV – Ultraviyole, Vis – Görünür, IR – Kızılötesi) altında ve farklı filtreler kullanarak incelemeye yarar.12
- İşlevi: Bu cihazlar, gözle bakıldığında aynı renkte görünen iki farklı mürekkebin, IR ışık altında farklı tepkiler (biri görünür kalırken diğerinin şeffaflaşması gibi) vermesini sağlayarak, belgedeki eklemeleri, silintileri ve tahrifatı (alteration) ortaya çıkarır. Ayrıca gelişmiş mikro spektrofotometri ve fosforesans analizi gibi özellikler de sunabilirler.
- Elektrostatik Tespit Cihazı (ESDA):
- Tanım: “Diğer cihazlar” kategorisine giren kritik bir teknolojidir. ESDA, bir kâğıt yüzeyindeki girintileri (indentations), yani “baskı derecesi” (fulaj) sonucu oluşan ve gözle görülemeyen izleri görünür hale getiren bir tekniktir.
- İşlevi: Özellikle sahtecilik (taklit) amacıyla alttaki bir imzanın üzerinden gidilerek (karbon kâğıdı, kopya vb.) oluşturulan izlerin veya üstteki bir kâğıda yazılan yazının alttaki (inceleme konusu) belgeye geçen “baskı izlerinin” tespitinde kullanılır. Bu, belgenin oluşum sürecine dair kritik bilgiler sunar.
https://adlibilimlerlaboratuvari.com/blog
4.3. “Fotoğraf ya da Diğer Uygun Görüntü Teknikleri” Şartı
Karar, bilirkişi raporunun “gerektiğinde… fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır” demektedir. Bu, “denetime elverişlilik” ilkesinin teknik ve somut tezahürüdür.
Bu şart, bilirkişinin “İki imza arasında ‘tersim’ farkı gördüm” veya “İki imza arasında ‘seyir’ benzerliği tespit ettim” şeklindeki sübjektif beyanının yeterli olmadığını; o farkı veya benzerliği göstermek zorunda olduğunu ifade eder.
Bilirkişi, VSC veya stereo mikroskop altında çektiği karşılaştırmalı makro fotoğrafları (yan yana), harflerin başlangıç hareketlerindeki, bağlantı noktalarındaki veya mürekkep izlerindeki farklılıkları görsel bir delil olarak rapora eklemelidir. Bu görseller olmadan, raporu okuyan hâkimin 2 veya dosyayı temyiz aşamasında inceleyen Yargıtay’ın, bilirkişinin vardığı teknik sonucu rasyonel olarak denetlemesi fiilen imkânsız hale gelir. Bu görseller, raporu “kanaat” olmaktan çıkarıp “teknik delil” haline getiren unsurlardır.

Değerlendirme ve Sonuç
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun (YHGK) 2001/12-436 E. sayılı kararı, Türk hukukunda adli belge incelemesi ve bilirkişi raporu standartları için bir milat olmuştur. Bu karar, HMK m. 266’nın temelini oluşturan “denetime elverişlilik”, “gerekçelendirme” ve “teknik inceleme” zorunluluğunu getiren temel bir içtihattır.
Ancak, bu yazıda analiz ettiğimiz gibi, sahtecilik yöntemleri 2001 yılından bu yana dramatik bir evrim geçirmiştir. Günümüzde en büyük tehdit, klasik “imza taklidi” değil, “dijital montaj sahteciliği” olarak bilinen yöntemdir.
Peki, İmza Gerçek Olsa Bile Belge Sahte Olabilir mi?
Cevap, kesinlikle evettir. Montaj sahteciliğinde, kişinin boş bir kâğıda veya kargo fişine attığı gerçek bir imzanın üzerine, sonradan bilgisayar ve yazıcı kullanılarak bir borç metni (bono, sözleşme vb.) eklenir.
Bu durumda:
Klasik Bilirkişi Raporu Yetersiz Kalır: Belge, klasik bir imza incelemesine (grafolojik analiz) tabi tutulursa, bilirkişi “İmza atfedilen kişiye aittir” şeklinde teknik olarak doğru, ancak adaleti yanıltıcı bir rapor verecektir.
Yargıtay’ın Montaj İddialarında Aradığı Ek İncelemeler:
Bilgisayar Mühendisi Bilirkişi: Yazı fontu, yazıcı teknolojisi, metin hizalaması ve imza ile metnin dijital olarak birleştirilip birleştirilmediğinin tespiti.
Adli Tıp/Kimya İncelemesi: İmza mürekkebi ile metni oluşturan yazıcı tonerinin (mürekkebinin) yaş analizi ve belgeye sonradan ekleme yapılıp yapılmadığının kimyasal analizi.
Sonuç olarak; YHGK 2001 kararı, sadece 2001 yılının değil, günümüzün dijital sahtecilik tehditlerinin de hukuki güvencesidir. Bu karar, keyfiyete karşı bilimi, sübjektif kanaate karşı objektif ve denetlenebilir veriyi korumaktadır.
Eğer siz de imza sahteciliği veya montaj yoluyla belge sahteciliği iddiası içeren bir hukuki uyuşmazlığın içindeyseniz, davanızın seyrini değiştirecek tek unsur, Yargıtay’ın “denetlenebilir bilimsel delil” doktrinine uygun, multidisipliner (adli belge inceleme, grafolog, bilgisayar mühendisi, kimyager) bir bilirkişi raporu almaktır. Unutmayın, imzanız gerçek olsa bile, uzman bir inceleme ile metnin sonradan eklendiğini ispatlamak mümkündür.
- İmza İnceleme
- Yazı İnceleme
- Sahtecilik Tespiti
- Tahrifat İnceleme
- İmza Yaşı Tespiti
- Kağıt ve Mürekkep Analizi






