
ADLİ BELGE İNCELEMELERİNDE “DENETİME ELVERİŞLİ BİLİRKİŞİ RAPORU” TEKNİK ANALİZ
Kasım 6, 2025
YARGITAY KARARLARINDA BOZMA GEREKÇESİ YAPILAN HUSUSLAR
Ocak 2, 2026Adli Belge İnceleme
Adli belge incelemesi; hukuki ve cezai davalarda delil olarak sunulan belgelerin orijinalliğini, içeriğini ve bütünlüğünü bilimsel yöntemlerle inceleme işidir (Birincioğlu & Aşıcıoğlu, 2005). Bu disiplin, sahtecilik şüphesi taşıyan her türlü dokümanın (yazı, imza, kimlik, pasaport, çek, senet vb.) uzmanlar tarafından laboratuvar ortamında analiz edilmesini kapsar. Amaç; belgenin gerçek olup olmadığını, üzerinde tahrifat veya ekleme yapılıp yapılmadığını ve belgeyi düzenleyen ya da imzalayan kişinin gerçekten iddia edilen kişi olup olmadığını ortaya çıkarmaktır. Adli belge incelemesi, adli bilimler içerisinde önemli bir yere sahip olup günümüzde de sıkça başvurulan bir bilirkişi alanıdır (Birincioğlu & Özkara, 2010).
İmzalar, birçok belgede belgenin resmiyetini ve irade beyanını gösteren temel unsur olduğundan, adli belge incelemesinde imza analizi kritik bir öneme sahiptir. Özellikle çek, senet, sözleşme gibi borç ilişkisi doğuran belgelerde imzanın gerçekliği, kişiyi ciddi yükümlülük altına sokabileceği için hukuki açıdan belirleyicidir. Türkiye’de ve dünyada imza sahteciliği vakaları oldukça yaygındır. Nitekim Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü 2024 yılı verilere göre 2023 yılına oranla Cumhuriyet Savcılıklarına yansıyan sahtecilik vakıası %12 dolandırıcılık vakıası ise %41 oranında arttığı tespit edilmiştir.
Sahtecilik ve Dolandırıcılık suçlarındaki artış aynı zamanda Emniyet Kriminal ve Jandarma Kriminal Laboratuvarları ve Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesi ile Adalet Bakanlığı Bilirkişi Daire Başkanlığı bünyesinde Bilirkişi Bölge Kurulları listesinde kayıtlı bilirkişiler tarafından imza, yazı, sahte kimlik vb. incelemesi yapılmakta ve hazırlanan raporlar yargı mercilerine sunulmaktadır. Bu durum, adli belge incelemesinin ve özellikle imza analizinin hukuki süreçlerde ne denli önemli olduğunun göstergesidir.
İmza analizi, bir belgedeki imzanın gerçek mi sahte mi olduğunu veya o imzanın kime ait olduğunu belirlemeye yönelik uzmanlık işlemidir. Bu alandaki uzmanlar, belge üzerindeki imzayı incelerken hem grafolojik (yazı bilimsel) yöntemleri, hem teknik analizleri, hem de karşılaştırmalı değerlendirme tekniklerini kullanırlar. Amaç, belge üzerinde imzanın atılış şekline dair ipuçlarını bulmak, imzanın doğal el ürünü olup olmadığını değerlendirmek ve eldeki mukayese imzalarıyla kıyaslayarak imzanın aidiyetini tespit etmektir. Aşağıda, imza incelemesinde uygulanan temel yöntemler açıklanmaktadır.

Yöntem: İmza İnceleme Yöntemleri
Grafolojik Analiz (Görsel İnceleme)
Grafolojik analiz, imzanın görsel ve biçimsel özelliklerinin incelenmesini içerir. Uzman, tartışmalı imzadaki karakteristik yazı unsurlarını belirlemek için öncelikle deneyimli bir gözle imzanın genel görünümünü değerlendirir. Bu işlem bazen “görsel analiz” veya “grafik inceleme” olarak da adlandırılır. Grafolojik incelemede, imzayı meydana getiren çizgiler ve şekiller detaylı biçimde analiz edilir ve aşağıdaki kriterler göz önünde bulundurulur.
- Sahteciliğe Özgü Belirtiler; ENFSI, SWGDOC ve ANSI/ASB gibi Uluslararası Adli Belge İnceleme Standartlarında ortak olarak listelenir; İz konturları belirgin ve zorlanmış, Titreşimli çizgiler, Kopyalama/taklit kaynaklı gecikmeler, Yapay benzerlik, Orantısal hatalar, Normalden fazla duraksama, Aşırı dikkatli çizgisel hareketler, Bu belirtiler imzanın doğal olmadığını gösteren güçlü olgulardır.
- Genel duruş ve açı; İmzanın kağıt üzerindeki yerleşimi, eğimi ve genel formu. Örneğin imza dik mi, yatık mı; satır boyunca yükseliyor mu, düşüyor mu gibi özellikler.
- Yazı Dönüşleri ve Kavisler; İç kıvrımların genişliği, derinliği, kavis geçişleri ve dönüş noktaları inceleme konusudur. Taklitlerde dönüşler keskin, dengesiz veya yavaş olur.
- Basınç ve İz Derinliği; Orijinal imzada basınç dağılımı doğal ve ritmik değişir. Sahte imzada; Aşırı baskı, Homojen olmayan dağılım, Titrek basınç geçişleri, gibi göstergeler sık görünür. Kalemin bastırma miktarı ve bunun kağıtta bıraktığı izler (örneğin arka yüzde fulaj adı verilen iz). Doğal imzada basınç dağılımı karakteristiktir; sahte imzalarda düzensiz basınç veya tutarsızlık olabilir. VSC cihazları ve makro fotoğrafik analizler basınç değerlendirmesinde kritiktir.
- Harf Yapılanması / Yapı Özellikleri; İmza tam bir kelime olmasa bile, içindeki harf benzeri şekillerin oluşturulma biçimleri incelenir. Harf başlangıç noktası, dönüşler, kapamalar, kavisler, bağlantı noktaları, yukarı-aşağı hareketler gibi mikro-yapısal detaylar karşılaştırılır.
- Başlangıç ve bitiş vuruşları; İmzanın başlangıçta kalemin kağıda temas ettiği nokta ve bitişte kalemin kalkış şekli. Doğal imzalarda başlangıç ve bitişler genellikle akıcıdır; sahte imzalarda tereddüt izleri olabilir.
- Harf ve şekillerin boyutları ve oranları; İmza, harflerden oluşuyorsa harflerin genişliği, yüksekliği; büyük-küçük harf oranları veya imza içindeki şekillerin birbiriyle orantısı incelenir.
- Tersim (oluşturma) şekli ve alışkanlıklar; İmzanın atılırken izlediği yol, kalemin kalkıp havada gezinme miktarı, tekrar eden motifler veya kişiye özgü alışkanlıklar (örn. özel bir harf formu, belirgin bir kıvrım).
- Çizgi Kalitesi; Uluslararası standartlarda imzanın en kritik belirleyici ölçütüdür. Doğal bir imzada çizgi akıcı, kesintisiz, ritmik ve basınç dağılımı dengelidir. Sahte imzalarda; Titreşim, Bozuk akış, Tekrar edilen duraksamalar, Çizgide “çatallanma” gibi anomaliler görülür.
- İşleklik, hız ve ritim; İmzanın atılış hızı, çizgilerin akıcılığı ve kesintisizliği. Gerçek imzalar genellikle akıcı ve tutarlıdır; sahtecilikte ise yavaşlama, duraksama veya titrek çizgiler görülebilir.
- Bağlantılar; Harf benzeri şekillerin birbirine bağlanma biçimleri kişiye özgü bir paterndir. Sahtecide bağlantılar ya kopar ya da aşırı kontrollü hale gelir.
Bu grafolojik kriterler yardımıyla, uzmanlar imzanın doğal el hareketiyle ortaya çıkıp çıkmadığını anlamaya çalışırlar. Doğal bir imza, kişinin kas hafızasıyla ve alışkanlıklarıyla attığı, akıcı ve tereddütsüz imzadır. Sahte bir imza ise genellikle taklit eden kişinin yavaş, emin olamayan çizgilerinden veya mekanik bir üretimden anlaşılabilir. Örneğin, imzadaki çizgilerde titreme, başlangıç/bitiş noktalarında anlamsız duraklamalar, çizgi kalınlığında tutarsızlıklar gibi bulgular sahteciliğe işaret edebilir. Ayrıca, imzanın genel görünümü de önemlidir; sadece basit bir düz çizgiden veya anlaşılmaz karalamalardan oluşan çok basit formdaki imzalar, ayırt edici özellikleri az olduğundan hem kolay taklit edilebilir hem de incelemede zorluk yaratır. Nitekim ülkemizde pek çok kişi ismini okunaklı yazmak yerine şekilsel bir paraf atmaktadır; bu tür imzaların taklit edilmesi kolay olduğu için kişiler farkında olmadan kendilerini risk altına sokmaktadır.
Grafolojik analiz sırasında, tartışmalı imzanın özellikleri, o kişiye ait güvenilir imza örnekleriyle (mukayese imzalarıyla) de karşılaştırılmak üzere not edilir. Bu aşamada uzman, imzanın tek tek bileşenlerine (harfler, kıvrımlar, noktalar, imza içindeki boşluklar vb.) kadar inerek hem benzerlikleri hem de farklılıkları saptar. Örneğin, belirli bir harfin şekli veya iki harf arası mesafe her imzada tekrar eden karakteristik bir özellik olabilir; bu tür özgün detaylar sahtecilik durumunda genellikle tutarlı biçimde kopyalanamaz. Özetle grafolojik analiz, imzanın görsel karakterinin ve yazı alışkanlıklarının ortaya konulması sürecidir. Bu sürecin sonunda, incelenen imza ile karşılaştırma imzaları arasında belirgin benzerlikler veya açıklanamayan farklılıklar not edilir.
Teknik Analiz (Araç ve Cihaz Destekli İnceleme)
Teknik analiz, imzanın ve belgenin fiziksel ve kimyasal özelliklerini incelemek için laboratuvar cihazlarının kullanılmasını içerir. Grafolojik inceleme çıplak gözle ve büyüteçle yapılabilirken, teknik analiz kapsamında daha detaylı aygıtlar devreye girer. Adli belge inceleme laboratuvarlarında kullanılan başlıca cihaz ve yöntemlerden bazıları şunlardır (Çakır & Aslıyüksek, 2014):
- Mikroskopik İnceleme: Yüksek büyütmeli mikroskoplar kullanılarak imza çizgisinin detayları incelenir. Mikroskop altında, imza atılırken kalemin kağıtta bıraktığı izler, mürekkep tabakasının kenarları, varsa titreme veya duraksamalar görülebilir. Ayrıca mürekkebin kağıda nüfuz etme şekli, çizgi içindeki düzensizlikler tespit edilebilir. Gerçek bir imzada kalemin hızına bağlı olarak çizgi ortalarında ince-kalın değişimleri ve doğal dalgalanmalar varken, yazıcı çıktısı bir imza varsa mikroskop altında homojen bir boya dağılımı veya baskı noktacıkları (pixel) görülebilir.
- Spektral Analiz Cihazları (VSC vb.): Video Spektral Karşılaştırma (VSC) cihazları gibi gelişmiş cihazlar, belgeyi çeşitli ışık dalga boylarında (UV, kızılötesi vb.) incelemeye olanak tanır. Bu sayede normal ışıkta görünmeyen farklılıklar ortaya çıkarılır. Örneğin, farklı kalemlerle atılmış imza ile metin arasındaki mürekkep farkları UV ışığında farklı fluoresans tepkisi verebilir; sonradan eklenmiş bir yazı veya rakam kızılötesinde silik görünebilir. VSC cihazları, belge üzerindeki silinti, kazıntı, ekleme gibi tahrifatları; farklı tarihlerde atılmış mürekkep izlerini veya uçan mürekkep (ısıyla yok olan mürekkep) kalemle yazılan yazıları tespit etmekte sıkça kullanılır (Saltı, 2021). Ayrıca, toner ile yazıcı çıktısı alınmış yazıların kenarlarında, lazer yazıcıya özgü partikül kalıntıları veya mürekkep püskürtmeli yazıcılara özgü dağılma izleri yine özel ışıklar altında belirginleşir. Nitekim bir vakada, Video Spektral Karşılaştırıcı (VSC 6000/HS) cihazıyla yapılan analizde belge kenarında toner artıkları ve mürekkep püskürtmeli yazıya ait farklı izler saptanmıştır. Bu tür bulgular, belgenin birden fazla kez farklı yazıcılardan geçirilerek sonradan oluşturulduğunu ortaya koyabilmektedir.
- Elektrostatik Tespit (ESDA) ve Fulaj Analizi: İmzanın atılmasıyla kağıdın alt yüzünde oluşan izlere fulaj denir. ESDA cihazı, belge üzerinde kalem baskısı sonucu oluşmuş görünmez yazı izlerini (örneğin imzanın kabartısı ya da belgeye sonradan eklenen bir yazının önceki izlerini) görünür kılar. Fulaj analizi, imzanın gerçekten o belgede atılıp atılmadığı konusunda ipucu verebilir. Örneğin, tartışmalı belgedeki imzanın fulaj izi yoksa veya imza metni “yazan” kalem baskısı belgenin alt tabakalarında değilse, imzanın orijinal belgenin bir parçası olmayıp sonradan transfer edilme ihtimali düşünülebilir. Bir vakada, imzanın altındaki kağıt tabakasında kısmen silik bir baskı izi olduğu, belgenin üst kısmının kesilerek imzanın aslında önceden mevcut başka bir belgeden alınmış olabileceği sonucunu desteklemiştir.
- Mürekkep ve Kağıt Analizi: Gerek görüldüğünde, mürekkep kimyasal analizi (örneğin ince tabaka kromatografisi ile) farklı kalemlerle atılmış yazıları ayırt etmek için yapılabilir. Kağıdın lif yapısı, doku ve boyası incelenerek belgenin yaşının veya orijinalliğinin teyidi sağlanabilir (Çakır & Aslıyüksek, 2014). Örneğin, belge kağıdının tarihine uygun olmayan bir üretim serisine ait olması sahte bir düzenek olduğunu gösterebilir.
- Dijital Adli Analiz: Günümüzde imzalar tarayıcı veya yüksek çözünürlüklü fotoğraf ile dijital ortama aktarılarak da incelenebilmektedir. Bilgisayar ortamında imzanın vektörel analizi, üst üste bindirme (overlay) yöntemiyle iki imzanın çakıştırılarak karşılaştırılması, imzanın geometrik özelliklerinin (eğim, uzunluk, kavis yarıçapları vb.) ölçülmesi gibi teknikler destekleyici olarak kullanılabilir. Ayrıca, dijital imza atma cihazları (tabletler) veya biyometrik imza sistemleriyle kaydedilen imzaların hız ve basınç profilleri, eldeki tartışmalı imza ile karşılaştırılabilir. Ancak adli grafoloji alanında esas yöntem hala uzman gözüyle yapılan klasik inceleme olup dijital teknikler bunu destekleyici roldedir.
Örnek Vakalar ve Tespitler
Bu bölümde, bir dizi örnek vaka üzerinden adli imza incelemesinin bulguları ve yapılan değerlendirmeler sunulmaktadır. Vakalar, gerçek hayatta karşılaşılan senaryolardan derlenmiştir ve inceleme raporlarından alınan özet sonuçlar ile desteklenmiştir. Her bir olgu, imza incelemesinin farklı bir yönünü ortaya koymakta ve yöntemlerin uygulamasını somut biçimde göstermektedir.
Olgu 1
(Sahte İmza ile Senetler): Bir davada, dört adet emre muharrer senet üzerindeki borçlu imzalarının gerçekliği tartışma konusu olmuştur. Bu senetler 1989-1990 yıllarına ait ve borçlu olarak Atilla… ismiyle imzalanmıştır. Adli inceleme sonucunda, söz konusu senetlerin ön yüzlerindeki borçlu imzalarının Atilla’nın el mahsulü olmadığı, yani ilgili şahıs tarafından atılmamış sahte imzalar olduğu kanaatine varılmıştır. Uzman raporunda, imzaların ortak özellikler taşımadığı, alışkanlık farklılıkları ve taklit bulguları içerdiği belirtilmiştir. Bu bulgu, Atilla’nın bu senetlerden doğan borçlardan sorumlu olmadığını göstermesi bakımından davanın seyrini değiştirecek önemdedir. Olgu 1, birden fazla belgede aynı kişinin imzasının taklit edilmesi durumunda, karşılaştırmalı analizin nasıl sahteciliği ortaya çıkarabildiğine örnek teşkil etmektedir.
Olgu 2
(Gerçek İmzanın Teyidi): Bu vakada, bir senedin ön yüzündeki borçlu imzası ile aynı senedin arka yüzündeki yazı ve imzanın, borçlu şahsa ait olup olmadığı incelenmiştir. Yapılan karşılaştırmalı değerlendirmede, ön yüzdeki imza ile arka yüzdeki imza ve el yazısının aynı kişiye ait karakteristik özellikler taşıdığı belirlenmiştir. Özellikle harf biçimleri, imza içindeki kıvrımlar ve yazı eğimi bakımından uyum saptanmıştır. Sonuç olarak, senet üzerindeki borçlu imzası ve arka yüz yazılarının ilgili kişinin eli ürünü olduğu tespit edilmiştir. Bu olgu, bazen şüpheye konu olsa da imzanın gerçekten o kişi tarafından atıldığının saptanabileceğini gösterir. Adli açıdan, imzanın gerçek olduğunun ispatı da en az sahte olduğunu göstermek kadar önemlidir; zira kişiler zaman zaman kendi attıkları imzaları da inkar edebilmektedir (Birincioğlu & Özkara, 2010). Olgu 2, tutarlı bir grafolojik benzerlik ve sorunsuz teknik bulgular gösteren bir imzanın aidiyetinin ispatına örnektir.
Olgu 3
(Dijital Müdahale ile Oluşturulmuş Senet): İncelemesi yapılan 600.000 USD bedelli bir senet vakasında, senet üzerindeki borçlu imzası ve el yazısının Veli isimli şahsa ait olduğu düşünülmektedir. Uzmanlar yaptıkları grafolojik analizde, imzanın tersim biçimi ve yazı unsurlarının Veli’nin kendi el ürünü olduğunu belirlemişlerdir. Ancak teknik analiz safhasında çok ilginç bir bulgu ortaya çıkmıştır: Senedin düzenlenme tarihindeki “22” rakamının alt kısmı, imzadaki “Veli” ismindeki “v” harfinin üzerine gelecek şekilde yer almaktadır. Bu, imza kağıtta mevcutken senet metninin sonradan bilgisayar ortamında eklenip yazıcı ile basıldığına işaret etmektedir. Başka bir deyişle, belge aslında önce imza atılıp sonra metni yazıcıyla doldurularak üretilmiş sahte bir senet halindedir. Uzman raporu da bu durumu net olarak vurgulamıştır: İnceleme konusu senedin, borçlunun el yazısı ve imzasından faydalanmak suretiyle bilgisayar ortamında yazıcı marifetiyle sonradan oluşturulduğu tespit edilmiştir. Bu bulguya varılmasında, imzanın baskı metni ile olan örtüşme anomalisi ve farklı yazı tiplerinin (toner ile basılan metin vs. elde atılan imza) tespiti etkili olmuştur. Olgu 3, teknolojik araçlarla yapılan bir sahteciliğin (bir nevi dijital montajın) adli inceleme ile ortaya çıkarılabildiğini göstermesi açısından önemlidir. Bu sayede, her ne kadar imza gerçek kişinin imzası olsa da, belge bütününün sahte bir üretim olduğu anlaşılmıştır.
Olgu 4
(Baskı İmza ve “Uçan Mürekkep” ile Çek Dolandırıcılığı): Bu olguda, 30.10.2022 keşide tarihli ve 200.000 TL bedelli bir çek belgesi incelemeye konu edilmiştir. Çekteki imzanın, müşteki veya şüphelilere ait olup olmadığının tespiti istenmiştir. Yapılan incelemede çarpıcı şekilde, çek aslının ön yüzünde bulunan keşideci imzasının insan eliyle atılan “ıslak imza” niteliğinde olmadığı anlaşılmıştır. Uzman raporunda, bu imzanın doğal el hareketi özelliklerini taşımadığı; çizgisinde insan refleksine dair izler bulunmadığı, muhtemelen bilgisayar/yazıcı, kaşe veya matbaa basımı gibi yöntemlerle basıldığı belirtilmiştir. Bu nedenle, ortada aslında gerçek bir el ürünü imza olmadığından, müşteki ve şüphelilerin emsal imzalarıyla karşılaştırma yapılması ve aidiyet tespiti de mümkün olmamıştır. Yani sahteci, imzayı tamamen mekanik olarak oluşturmuş, bu da kimlik tespitini imkânsız hale getirmiştir. Ayrıca aynı çek üzerinde başka bir hile daha saptanmıştır: Çekteki bazı yazıların (örneğin çek üzerindeki şirket adı ve tarih kısmı) mürekkepli kalemle yazılmış gibi görünmekle birlikte, aslında piyasada “uçan kalem” diye tabir edilen, mürekkebi zamanla kendiliğinden kaybolan kalemle yazıldığı belirlenmiştir. Uçan mürekkepli kalem, genellikle ısı veya hava temasına maruz kaldıktan sonra mürekkebi yok olan bir tür silinebilir mürekkeptir. Bu hileyle, dolandırıcıların çeki ilk başta masum bir miktar veya bilgiyle doldurup imzalattığı, sonrasında mürekkep uçunca boşalan kısımları kendi lehine yeniden doldurduğu anlaşılmaktadır (Saltı, 2021). Nitekim Adli Tıp Kurumu uzmanları, uçan mürekkeple yazılmış ve sonradan yok edilmiş bir yazıyı gelişmiş cihazlar yardımıyla tekrar görünür hale getirebilmekte, sahtecinin “sildiğini sandığı” miktarı ortaya çıkarabilmektedir (Saltı, 2021). Olgu 4, bir belgede hem imzanın sahte (baskı) olması hem de metnin kimyasal hileyle ortadan kaldırılması şeklinde çok katmanlı bir sahtecilik örneğidir. Bu olgudaki bulgular, modern sahtecilik tekniklerinin ne denli ileri gidebildiğini ve adli uzmanların bunları tespit edebildiğini göstermektedir.
https://karararama.yargitay.gov.tr
Karşılaşılan Zorluklar: Adli imza incelemesi, uygulamada çeşitli güçlüklerle karşılaşmaktadır. Bu zorlukların bazıları teknik, bazıları ise insani ve çevreseldir:
- Sahtecilik Yöntemlerinin Gelişmesi: Sahtekarlar, imza taklit etme konusunda giderek daha sofistike yöntemler kullanmaktadır. Geleneksel yöntemler olan serbest taklit (birinin imzasını kendi el yazısıyla benzeterek atma), bakarak kopya (imzaya bakıp taklit etme) ve üstünden kopya (imzanın üzerinden ışık yardımıyla veya karbon kâğıtla geçme) halen yaygın olarak kullanılsa da (Akbulut, 2015) – günümüzde bilgisayar destekli sahtecilikler ciddi artış göstermiştir. Yüksek çözünürlüklü tarayıcılar ve gelişmiş yazıcılar sayesinde, bir imzanın görüntüsü kolayca kopyalanıp bir belgeye basılabilmektedir (Yorulmaz Medikolegal, 2021). Hatta bazı özel cihazlar, gerçek bir el hareketini taklit ederek imzayı mekanik olarak kağıda çizebilmektedir. Bu gelişmeler, sahte imzaların tespitini zorlaştıran bir faktördür. Adli uzmanlar, bu yeni yöntemlere karşı sürekli bilgi güncellemek ve teknolojik cihazlarını yenilemek durumundadır. Örneğin Olgu 4’deki baskı-imza, çıplak gözle bir kalem imzası gibi görünebilirken ancak laboratuvar cihazlarıyla anlaşılabilmiştir.
- Basit ve Şekilsel İmzalar: Daha önce de belirtildiği gibi, birçok kişinin imzası isminin kısaltılmış bir şekli, parafı veya sadece bir karalamadan ibarettir. Bu tür ayırt ediciliği düşük imzalar, adli inceleme için ciddi zorluk yaratır. Çünkü benzer basitlikte iki farklı kişinin imzaları birbirine benzeyebilir veya aynı kişi bile her seferinde farklı görünen basit çizgiler atabilir (Akbulut, 2015). Saltı (2021) bu durumu “ülkemizde imzalar genellikle şekilsel atılıyor, bu da taklit edilmelerini kolaylaştırıyor” diyerek özetlemektedir. Bu zorluğun üstesinden gelmek için, uzmanlar daha çok belge üzerindeki diğer emarelere (imzanın konumu, belgenin dolduruluş biçimi vb.) ve mümkünse diğer yan delillere başvururlar. Ayrıca halka eğitim verilerek, herkesin mümkün olduğunca kendisini belli eden, okunaklı ve kompleks imza atması teşvik edilmelidir (Saltı, 2021); çünkü karmaşık ve yazı unsuru içeren imzaların taklidi çok daha zor olmaktadır.
- Yetersiz veya Uygun Olmayan Mukayese Örnekleri: Bir imzanın aidiyetini değerlendirebilmek için karşılaştırma yapılacak güvenilir örnek imzalar şarttır. Ancak uygulamada bazen bu örnekleri bulmak kolay olmaz. Kişi, geçmişte çok az sayıda yere imza atmış olabilir veya imzaları temin edilemeyebilir. Bazı durumlarda ise kişi örnek imza verirken isteyerek farklı şekilde imza atmaya çalışarak süreci sabote etmeye kalkışabilir (Saltı, 2021). Ayrıca, belge aslının bulunmaması ciddi bir sorundur; fotokopi üzerinden imza incelemesi istenen durumlar olabilmektedir. Fotokopi veya tarama üzerinden, imzanın basınç izi, gerçek mürekkep dağılımı gibi kritik bulgular anlaşılamaz. Bu nedenle uzmanlar her zaman belgenin orijinalinin temin edilmesi gerektiğini vurgularlar (Birincioğlu & Özkara, 2010)[42]. Orijinal belge olmadan yapılan incelemeler, çok kısıtlı kalmakta ve kesin sonuç verme imkânı azalmaktadır. Bu da yargılama süreçlerini olumsuz etkileyebilen bir güçlük olarak karşımıza çıkar.
- İnsan Faktörü ve Çelişen Görüşler: İmza incelemesi bir uzmanlık işi olduğu kadar, içinde insan yargısını barındırır. İki farklı uzman bazen aynı vakada farklı sonuçlara varabilir – özellikle sınırda kalan vakalarda. Örneğin bir uzman “benzerlikler baskın” derken, bir diğeri “kritik bir farklılık gördüm” diyebilir. Bu durumda mahkemeler genellikle üçüncü bir uzman görüşüne başvurur ya da Adli Tıp Kurumu gibi kurullardan rapor ister. Ülkemizde resmi kurum raporları genel olarak esas alındığından, özel uzman görüşleriyle çeliştiğinde hakim, resmi kuruma daha fazla güven duyabilmektedir. Bu durum, zaman zaman tartışma konusu olsa da, çözümü için uzmanların standardizasyonu ve eğitim düzeyinin yükseltilmesi önerilmektedir (Birincioğlu, 2002). Ayrıca, rapor yazım dili ve içeriği konusunda standardizasyon eksikliği de zorluklardan biridir; her uzman bulgularını farklı üslupla raporlayabilir. Son yıllarda Adli Belge İnceleme Derneği (ABİDER) gibi kuruluşlar bu alanda standartların oturması ve uzmanların sertifikasyonu için çalışmalar yapmaktadır (Birincioğlu & Özkara, 2010).
- Teknolojik ve Kimyasal Hileler: Olgu 4’te görüldüğü gibi, uçan mürekkepli kalem kullanımı veya belgeyi UV ışığında görünmeyecek mürekkeple doldurma gibi hileler ortaya çıkmıştır. Sahtecilikte kullanılan kalem ve mürekkeplerin çeşitlenmesi, belge yaşlandırma teknikleri, dijital manipülasyonlar (örneğin PDF üzerinde imza görüntüsünü yerleştirme) gibi yöntemler de incelemeyi zorlaştıran unsurlardır. Ancak adli bilimler de bu gelişmelere karşı cihaz repertuarını genişletmektedir. Örneğin termal kameralar, multispektral tarayıcılar, yapay zekâ destekli yazı tanıma yazılımları gibi yenilikler laboratuvarların kullanımına girmektedir. Zorluk, bu teknolojilere her zaman hızlı erişim olmayışı ve uzmanların bunları kullanma konusunda eğitime ihtiyaç duymasıdır.
Özetle, adli imza incelemesinde karşılaşılan zorluklar çeşitlidir ve hem sahtecilik tekniklerinin evrimi hem de sürecin doğasından kaynaklanır. Bu zorlukların üstesinden gelmek için uzmanlar sürekli eğitim almalı, en yeni cihaz ve yöntemleri takip etmeli ve ulusal/uluslararası standartlara uygun çalışma disiplinini korumalıdır. Ayrıca hukuki çerçevede, imza atma alışkanlıklarına dair toplumsal farkındalık yaratmak (örneğin kimseye boş kağıda imza vermemek, belgeyi yazı bitimine yakın imzalamak gibi pratik öneriler) da sahtecilik vakalarının önlenmesinde yardımcı olacaktır (Saltı, 2021).
https://adlibilimlerlaboratuvari.com/blog
Değerlendirme ve Sonuç
Sonuç olarak, adli belge incelemelerinde imza analizi, geçmişten bugüne önemini koruyan ve gelecekte de kritik olacak bir uzmanlık alanıdır. Hukuki süreçlerin adil ve doğru sonuçlanabilmesi için imzaların gerçekliğinin bilimsel yöntemlerle sınanması şarttır. Bu makalede ele alınan örnek vakalar, imza analizinin pratikteki değerini ve uygulanma biçimlerini göstermiştir. İmza inceleme uzmanları; grafolojik analiz, teknik analiz ve karşılaştırmalı değerlendirme yöntemlerini ustalıkla kullanarak sahteciliğin her türünü ortaya çıkarabilmektedir. Bilimsel güvenirliği yüksek, gerekçeleri açıkça ortaya konulmuş bir bilirkişi raporu, yargının en önemli desteklerinden biridir. Adli bilimciler ve akademik camia, bu alandaki gelişmeleri takip ederek, yöntemleri geliştirerek ve karşılaşılan zorluklara yenilikçi çözümler üreterek, imza analizi alanına katkı sunmaya devam etmelidir. Böylece, bireylerin haklarının korunmasına ve adaletin tevcihine hizmet eden adli belge inceleme alanı, çağın gereksinimlerine uygun biçimde güçlenecektir.






