
ADLİ BELGE İNCELEMELERİNDE İMZA ANALİZİ, ÖRNEK VAKALAR
Kasım 8, 2025Bilirkişi Raporları, Uzman Görüşü ve İmza İncelemeleri Üzerine Değerlendirme
Yargılamalarda maddi gerçeğe ulaşmanın en kritik araçlarından biri bilirkişi raporları ve uzman görüşleridir. Ancak uygulamada bu raporların usule ve bilimsel gerekliliklere uygun şekilde değerlendirilememesi, kararların Yargıtay denetiminden dönmesine, yani bozulmasına neden olmaktadır. Özellikle imza, yazı ve belge incelemelerinin konu olduğu uyuşmazlıklarda, Yargıtay’ın yerleşik içtihatları oldukça nettir.
Son yıllarda verilen Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi kararları incelendiğinde, bozma gerekçelerinin belirli başlıklar altında toplandığı görülmektedir.
1. Uzman Görüşünün Dikkate Alınmaması (HMK m.293)
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 293. maddesi uyarınca taraflar, özel ve teknik bilgi gerektiren konularda uzman görüşü sunabilir. Yargıtay kararlarında açıkça vurgulandığı üzere:
- Tarafça sunulan uzman görüşü,
- Dava konusu ile doğrudan ilgiliyse,
- Bilirkişi raporuna esaslı ve teknik itiraz niteliği taşıyorsa,
mahkeme bu görüşü gerekçeli biçimde değerlendirmek zorundadır.
Uzman görüşünün hiç değerlendirilmemesi ya da “soyut” gerekçelerle dışlanması, hukuki dinlenilme hakkının ihlali olarak kabul edilmekte ve bu durum kararın bozulmasına yol açmaktadır .
2. Bilirkişi Raporu ile Uzman Görüşü Arasındaki Çelişkinin Giderilmemesi
Yargıtay’ın en sık bozma gerekçelerinden biri, bilirkişi raporu ile uzman görüşü arasındaki çelişkinin giderilmemesidir. Özellikle:
- Bir rapor imzanın aidiyetini kabul ederken,
- Diğer rapor bunun aksini ortaya koyuyorsa,
mahkemenin bu çelişkiyi yeni ve uzman bir bilirkişi heyetiyle gidermesi gerekir.
Çelişkili raporlardan yalnızca birine dayanılarak hüküm kurulması, Yargıtay tarafından eksik inceleme olarak nitelendirilmektedir.

3. Yetersiz ve Denetime Elverişli Olmayan Bilirkişi Raporları
Yargıtay içtihatlarında bilirkişi raporlarının;
- Kullanılan yöntemleri,
- Uygulanan teknikleri,
- Mukayese edilen imza ve yazı örneklerini,
- Vardığı sonuca nasıl ulaştığını
açıkça göstermesi gerektiği vurgulanmaktadır.
İmzalar üzerinde görsel işaretleme yapılmaması, karşılaştırma kriterlerinin belirtilmemesi veya raporun yalnızca sonuç cümlesinden ibaret olması hâlinde, bu raporlar denetime elverişli kabul edilmemekte ve kararlar bozulmaktadır .
https://adlibilimlerlaboratuvari.com/blog
4. Fotokopi Belgeler Üzerinden İnceleme Yapılması
Adli belge incelemelerinde temel ilke, belgenin aslının incelenmesidir. Yargıtay kararlarında;
- Fotokopi belgeler üzerinden yapılan imza ve yazı incelemeleri,
- Asıllar temin edilmeden hüküm kurulması,
bilimsel ve hukuki açıdan yetersiz bulunmuştur. Özellikle baskı, hız, seyir ve kalem özelliklerinin fotokopi üzerinden sağlıklı biçimde değerlendirilemeyeceği vurgulanmaktadır.
5. Yazı İncelemesi Yapılmadan Sadece İmza İncelemesi ile Sonuca Gidilmesi
Kefalet sözleşmeleri, senetler ve kredi sözleşmeleri gibi belgelerde çoğu zaman el yazısı ile doldurulması zorunlu bölümler bulunmaktadır. Yargıtay’a göre;
- Yalnızca imza incelemesi yapılması,
- Yazı aidiyeti hiç araştırılmadan borç altına girildiğinin kabul edilmesi,
eksik inceleme niteliğindedir. Bu nedenle yazı ve imza birlikte değerlendirilmeden verilen kararlar bozma sebebi yapılmaktadır.
6. Senet Üzerindeki Tahrifatın Göz Ardı Edilmesi
Özellikle kambiyo senetlerinde, sonradan yapılan ekleme, silme veya kapatma işlemleri belgenin hukuki vasfını doğrudan etkiler. Yargıtay kararlarında;
- “Ödenmiştir” ibaresinin kapatılarak “ödeyeceğim” şeklinde değiştirilmesi,
- Farklı zamanlarda daktilo ile yazılmış metinler,
- Vade ve düzenleme tarihi arasındaki hayatın olağan akışına aykırılıklar,
belgenin bono vasfını kaybetmesine neden olan tahrifatlar olarak değerlendirilmiştir. Bu hususlar incelenmeden yalnızca imza aidiyetine dayanılması bozma gerekçesi yapılmaktadır .
7. İstinaf Aşamasında Giderilen Eksikliğe Rağmen “Esastan Red” Kararı Verilmesi
Yargıtay’ın dikkat çektiği bir diğer önemli husus ise, istinaf aşamasında;
- Yeni bilirkişi raporu alınarak eksiklik giderilmişse,
- Bu rapora dayanılarak karar verilmişse,
artık esastan yeni bir hüküm kurulması gerektiğidir. Buna rağmen istinaf başvurusunun “esastan reddi” şeklinde sonuçlandırılması, gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratmakta ve bozma nedeni oluşturmaktadır.
https://karararama.yargitay.gov.tr
Sonuç
Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi içtihatları açıkça göstermektedir ki; imza, yazı ve belge incelemelerinin söz konusu olduğu davalarda bilimsel yöntemlere uygun, denetime elverişli ve gerekçeli raporlar alınmadan karar verilmesi ciddi bozma riskleri doğurmaktadır. Uzman görüşlerinin dikkate alınması, çelişkilerin giderilmesi ve belgenin tüm yönleriyle değerlendirilmesi, adil yargılanma hakkının da doğal bir gereğidir.
Bu yaklaşım, hem mahkemeler hem de uygulayıcılar açısından yargılamanın sağlıklı yürütülmesini ve kararların üst denetimden dönmemesini, hak mahrumiyetine sebebiyet vermemek adına önem arz etmektedir.






