Grafoloji imza incelemesi Savcılık imza incelemesi Yazı ve imza örneği alma formu Kriminal imza incelemesi Senette imza incelemesi Mahkemede imza incelemesi Hakimin imza incelemesi İmza incelemesi

YARGITAY KARARI – ADLİ BELGE İNCELEME

Yargıtay 19. Hukuk Dairesi tarafından verilen 11.12.2019 tarih, 2018/2584 Esas ve 2019/5517 Sayılı Kararında özetle;

Davacı vekili, davalılardan … ile davacı arasında imzalanan sözleşmelere istinaden yapılıp teslim edilen villanın tapu devrinin gerçekleştirilmesi için davalı …’a icra takibine konu senedin verildiğini, senet bedeli ödendiği halde villanın tapu devri gerçekleştirilmediğinden senedin bedelsiz kaldığını, davacının bu miktarda bir senedin altına bilerek imza atmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, senetteki imzanın davacıya ait olmadığını, senedin muvazaalı olarak diğer davalıya ciro edildiğini ileri sürerek davacının davalılara borçlu olmadığının tespitine, senedin iptaline, % 40 kötüniyet tazminatına, takip dosyasında tahsil edilen meblağın yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı … vekili, davacının şikayeti üzerine Didim Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma kapsamında yaptırılan imza incelemesi sonucu alınan raporda senetteki imzanın davacının eli ürünü olduğunun tespit edildiğini, senedin bedelsiz olduğu iddiasının diğer davalıya karşı ileri sürülebileceğini, davalı …’ın senede ciro yolu ile hamil olduğunu savunarak davanın reddi ile % 40 kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.

Davalı … vekili, senetteki imzanın davacıya ait olduğunu taraflar arasında villa alım satımından doğan bir ilişki bulunmadığını, sözleşme bedeli 540.000,00 TL olduğu halde senet bedelinin 350.000,00 TL olduğunu, sözleşmede senet verileceğine dair bir kayıt bulunmadığını, davacının senedin teminat olduğu iddiasını yazılı delille kanıtlaması gerektiğini, davacının borcun kabulünü içeren protokol imzaladığını, senedin nakit olarak davacıya verilen para karşılığında alındığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece, davanın reddine yönelik olarak verilen karar Dairemizin 2014/6761 esas ve 2015/3412 karar sayılı ve 11/03/2015 tarihli kararı ile “Dava, borçlusu davacı, lehtarı davalı … ve hamili davalı … olan icra takibine konu senetteki borçlu imzasının davacı eli ürünü olmadığı ve senedin bedelsiz olduğu iddiasıyla İİK’nın 72. maddesi hükmü uyarınca menfi tespit ve takipte ödenen bedelin istirdadı istemine ilişkindir. Somut olayda davacının imza inkarı ve tahrifat iddiası yönünden HMK’nın 211. maddesi hükmüne uygun olarak araştırma ve inceleme yapılarak deliller hep birlikte değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken takipsizlik kararı ile sonuçlanan hazırlık soruşturması sırasında alınan ve hukuk hakimini bağlayıcı nitelikte bulunmayan bilirkişi raporunun hükme esas alınması doğru görülmemiştir.” gerekçesiyle bozulmuştur.

Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, bozma sonrası alınan Adli Tıp Kurumu raporu ve grafoloji uzmanlarından alınan raporda senedin altındaki imzanın davacıya ait olduğu, ancak senedin bedel kısmındaki “3” ve “0” rakamlarının senede eklenerek senedin mevcut duruma getirildiğinin saptandığı, davacı tarafından imzalandığı anlaşılan senedin varlığı ve davalı tarafından dosyaya ibraz edilen ve davacı ile davalı vekili … tarafından imzalanan 15/03/2010 tarihli protokol birlikte değerlendirildiğinde davalının, icra takibine konu senet sebebiyle borçlu olduğunun kabulü gerektiği, zira davacı tarafından senedin varlığı inkar edilmişken, senedin rızası hilafına doldurulduğunun ispat olunamadığı, davacının imzasının açığa imza olarak kabul edilmesi gerektiği, davacının açığa imza atması sebebiyle sorumlu olduğu, diğer yandan davacı asil tarafından 15/03/2010 tarihli protokolün baskı altında imzalatıldığı yönünde bir savunmada bulunulduğu görülse de savcılık soruşturma dosyasında alınan tanık beyanlarından davacının baskı altında imza atmadığı ve aksinin de davacı tarafından ispat edilemediği, taraflar arasındaki sözleşmelerde senet verildiğine dair bir ibarenin geçmediği, davacının senedin bedelsiz kaldığı yönündeki iddiasını ispat edemediği gerekçeleriyle davanın reddine, icra takibinde icra veznesine yatan paraların alacaklıya ödenmesi ihtiyati tedbir yolu ile durdurulduğundan davalılardan … lehine % 20 tazminata karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, 09/10/2009 düzenleme tarihli, 13/11/2009 ödeme tarihli ve 350.000,00 TL bedelli bonodan dolayı borçlu olunmadığının tespiti davasıdır. Mahkemece uyulan bozma kararı çerçevesinde tahrifata ilişkin alınan bilirkişi raporlarında senetteki rakamla yazılı olan miktar hanesinde bulunan “35 0000” bedelinin ilk ve son hanelerinde yer alan “3” ve “0” rakamlarının sonradan atıldığı görüşüne varılmıştır. Davaya konu bononun düzenleme tarihi ve vade tarihi ile dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nın 690. maddesinin (6102 sayılı TTK m.778) göndermesi ile bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı Kanun’un 588/1 maddesi (6102 sayılı TTK m.676/1) gereğince bonoda rakam ve yazı ile değer gösteren bedeller arasında fark bulunması durumunda yazı ile değer bildiren kısma itibar edileceğine ilişkin hüküm, rakamda tahrifat olmaması halinde uygulanır, tahrifat halinde geçersiz olacağından buna itibar edilemez. Mahkemece senedin boş olarak verildiği varsayımından hareketle sonradan doldurulmasının geçerliliğini etkilemeyeceği gerekçesine dayanılmış ise de boş verilen senedin miktar hanesi doldurulurken aynı elin ürünü kalemle doldurulması gerekmektedir. 350.000,00 TL’lik davaya konu bonoda “3” ve “0” hanelerinin sonradan eklendiği görülmekle davacının kabulünde olan 5.000,00 TL dışında kalan miktar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın tamamen reddine karar verilmesi doğru olmamış, yerel mahkeme kararının bozulması gerekmiştir denildiği,

Sonuç olarak; Davaya konu bonoda, rakamla yazılı olan miktar hanesinde bulunan “35 0000” bedelinin ilk ve son hanelerinde yer alan “3” ve “0” rakamlarının sonradan atıldığı bilirkişi raporları ile sabit olduğu, 6762 sayılı TTK’nın 588/1. maddesi (6102 sayılı TTK m.676/1) gereğince bonoda rakam ve yazı ile değer gösteren bedeller arasında fark bulunması durumunda yazı ile değer bildiren kısma itibar edileceği, ancak bu hüküm, rakamda tahrifat olmaması halinde uygulanacağı,

Tahrifat halinde rakamla yazılı bedele itibar edileceği, somut olayda, bonoda rakamla yazılı bedel olan “350.000,00 TL”nin rakamda tahrifat olduğunun tespit edildiği, bu nedenle, yazıyla yazılı olan bedel olan “5.000,00 TL” dışında kalan miktar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın tamamen reddine karar verilmesi doğru olmadığı gerekçesiyle bozma kararı verildiği görülmektedir.

Similar Posts